Dostluk: Kışın İçindeki Sıcaklık

 Hafızam bu ara parlak değil.

Ama hislerim çok uyanık.

Bazı şeyler unutulur, bazıları içte kalır.

İsimler silinir belki, ama bir bakışın bıraktığı iz kalır.


Şu sıralar derin bir yerdeyim.

Sessiz ama yoğun.

Bir kadın olarak, beni anlayan kadınları düşünüyorum.

Benden önce yürümüş olanları.

Yanında durunca kendimi toplamak zorunda olmadığım kadınları.


Onlar eski bir türkü gibi.

Nereden geldiği belli değil,

ama başlayınca insanın içi yumuşuyor.

Yanlarında kelimeler süslenmiyor.

Cümleler yarım kalabiliyor.

Kahkahalar plansız.


Bu yüzden şanslıyım.

Bunu bilmek hem gözlerimi dolduruyor

hem de içimde bir şeyleri yerine oturtuyor.

Çünkü yalnız bir hayatın içinde,

böyle bağlar insanı yere bastırıyor.


Kış.

Her yer beyaz.

Soğuk keskin.

Kar hem masum hem acımasız.

İnsan da öyle değil mi zaten?


Hayatımdaki kadınları düşünüyorum.

Kimi 103 yaşında.

Kiminin bedeni yorgun.

Kiminin kalbi.

Herkes bir şey taşıyor.

Ama kimse tek başına taşımıyor artık.


Bir insan, bir başkasının yanında

kendini toparlamak zorunda kalmamalı.

Zamanın ölçüsü değişebilmeli.

Bir saat bazen bir nefes.

Üç dakika bazen bir ömür.


Dostluk belki de budur.

Aynı yerde susabilmek.

Aynı şeye gülebilmek.

Ve hiçbir şey anlatmadan

anlaşıldığını bilmek.


Dünyada böyle kadınlar olduğunu bilmek…

Kışın ortasında

içimde sessiz bir bahar açıyor.



Yorumlar

Popüler Yayınlar