Kolilere Sığmayan Duyguları
Bir taşınmanın ardındaki sessiz devrim
Bir evin kapıları kapanırken, bir hayatın sahnesi değişir. Ama çoğu zaman fark edilmez: Bir kadının içinde kopan sessiz fırtınalar.
Ben bu satırları yazarken, koliler birikmiş halde salonda duruyor.
Çocuklarım başka bir ülkeye gideceklerini tam olarak bilmiyorlar.
Ben de aslında nereye gittiğimizi sadece “umuyorum”.
Taşınmak, dışarıdan bakıldığında sadece fiziksel bir eylem gibi.
Ama inanın bana, bu sadece eşyaların değil; alışkanlıkların, kokuların, duyguların, korkuların, hayallerin taşınması.
Sırtımda yalnızca üç çocukla birlikte çıktığım bir yolculuk yok.
Sırtımda geçmişin gölgesi, geleceğin belirsizliği, şimdinin yorgunluğu var.
Her koliye “zayıflayınca giyerim” diye eklenen kıyafetlerde bir zamanlar ertelenen hayaller saklı.
Her “bunu da alayım, hatırası var” cümlesinde geçmişe tutunma arzusu var.
Ama bu kez bir fark var.
Bu sefer eşya değil, hayat seçiyorum.
Birilerinin desteğiyle değil, çoğunlukla desteksizlikle öğrendim güçlü olmayı.
Ama artık şunu biliyorum:
Güçlü görünmek zorunda değilim. Yorulduğumda durabilirim. Ağladığımda utanmam.
Ben sadece bildiğim hayatı bırakıp, bilmediğim bir umuda doğru yürüyorum.
İsviçre’de beni ne bekliyor bilmiyorum.
Ama bu bilinmezliğin içinde bir güven taşıyorum:
Kendime. Yoluma. İç sesime.
Belki yeni dostluklar kuracağım, belki dili zorlanarak konuşacağım.
Ama bir gün dönüp bugüne baktığımda diyeceğim ki:
“İşte o gün, hayatımın en cesur adımını atmıştım.”
Ve o gün geldiğinde artık sadece bir evi değil,
kendimi taşımış olacağım.
🕊️ Not: Eğer şu anda kolilerin arasında kaybolmuş hissediyorsan…
Bil ki yalnız değilsin.
Yalnızca taşınmıyorsun; yeniden doğuyorsun.
Ve bu dönüşüm, sessizce ama onurluca yaşanıyor.
Hayatın içinden geçen bir kadın. Üç çocuk annesi. Taşınan, dönüşen, umut eden bir ruh.
Bu yazı, evinden çok daha fazlasını sırtlanan tüm kadınlara bir selamdır.


Yorumlar
Yorum Gönder