Kalbimden Sofraya: Hayata Tat Katan Küçük Şeyler


 Benim ağzım laf yapar, evet. Ama sadece konuşmak değil mesele — ben hissederek anlatırım. Bir hikaye anlatırken kelimeleri değil, duyguları taşırım karşındakine. İçinde yaşarım o anı; öylece değil, dolu dolu… Gözümün önünde canlanır, kalbimde yankılanır. Belki de bu yüzden her anlattığım şey biraz da “yaşanmış” gibi gelir karşımdakine.


Hayat, benim için detaylarda gizli. Kimi zaman bir çayın içine düşen bir karanfilde, kimi zaman böreğin biraz fazla yağlı ama bir o kadar da “anne eli değmiş” tadında… Ve evet, mantı sosunu kalp şeklinde koyarım ben. Çünkü bir tabak yemek sadece karın doyurmaz; bazen kalp de doymalı.


Renkli düşüncelerim var benim. Hüzünlü anlarda bile bir pencere aralığından süzülen güneşi görürüm. Hayatın çirkinliklerine değil, güzelliklerine odaklanırım. Çünkü inandığım bir şey var: Güzellik, niyetle başlar.


Pozitif olmak, pembe gözlük takmak değil sadece. Bazen ağlarken bile gülümseyebilmektir. Bazen en zor anda bile, “şükür” diyebilmektir. İşte ben, o şükrü çayın dumanında, çocuklarımın kahkahasında, mutfakta pişen bir kekin kokusunda bulurum.


Bu blog da öyle bir yer olsun istiyorum. Hayatın içinde, küçük ama kıymetli şeyleri paylaşabildiğim; duygularımı, renklerimi, hayallerimi dökebildiğim bir alan… Belki bir gün sen de bu satırları okurken, bir karanfil atarsın çayına. Belki senin de sofranda bir kalp belirir, mantı sosunun içinde…


Ve o zaman bilirim ki, hissettirebilmişimdir.


Senin hayatına lezzet katan küçük detaylar neler?


Yorumlar

Popüler Yayınlar