Anneliğe Dair Bir Fısıltı — Anneler Günü Üzerine
Ben anneyim.
Adımı unuttuklarında bile “anne!” diye seslenirler ya hani…
İşte o ses, bir ömrün anlamıdır.
O sesle uyanırım gecelere,
O sesle güç bulurum en zayıf anımda.
Yorgunsam bile unuturum kendimi,
Çünkü gözüm evladımda,
Kalbim onda atar.
Evlat büyütmek, ömrünü başka birine emanet etmektir.
Ben kendimi onlarda bıraktım.
Sevincimi, korkumu, umudumu…
Onlar gülsün diye bazen sessizce ağladım.
Canları acımasın diye dualara sarıldım.
Her adımlarında arkamdan değil,
yüreklerinin içinden yürüdüm onlarla.
Bir öpücük yeter bazen,
Tüm yorgunluk diner.
Bir “anne sen en güzel annesin” der çocuk,
Ve ben kendimi yeniden bulurum o an.
Anneler Günü mü?
Evet, bugün takvimde bir gün.
Ama bizim için her gün, bir sevgi sınavı, bir sabır duası…
Evlatlarım var, annem var…
Ve kalbimde, annesiz büyüyen çocukların acısı,
Evladını kaybeden annelerin sessizliği var.
Ben bugün hem şükrediyorum, hem dua ediyorum.
Sımsıkı sarılabildiğim annem için…
Gözlerime umutla bakan çocuklarım için…
Ve içimde hâlâ iyileşmemiş tüm kadınlar için…
Eğer bir gün yolumu şaşırırsam,
Evlatlarımın sesiyle bulurum kendimi.
Çünkü ben bir anneyim.
Ve bir annenin sevgisi,
Dünyanın en sessiz ama en sağlam köprüsüdür.
Anneler Günü kutlu olsun.
Sevgisiyle yeryüzünü güzelleştiren tüm annelere…
Ve bir annenin gözyaşını içinde hisseden herkese…
— Grâce Vagabonde’un yüreğinden,
Bir annenin kalbinden…


Yorumlar
Yorum Gönder