Yolun İçindeki Hikaye
Hayat bana şunu öğretti: insanın en büyük zenginliği, akşam yastığa başını koyduğunda içinin rahat olmasıdır. Ben ne olursa olsun helal kazancın , temiz emeğin ve başı dik bir hayatın peşinden yürüdüm. Bugün dönüp arkama baktığımda yalnızca yılları görmüyorum. Sabırla örülmüş günler, taşınmış evler, kurulmuş sofralar görüyorum. Bir aile olabilelim diye çok emek verdim. Evlatlarım güvende büyüsün, evimizin içinde huzur olsun diye. Yeri geldi şehirler değişti, yeri geldi evler… Valiz toplamak artık neredeyse karakterimin bir parçası oldu diyebilirim. Ama bütün o değişimlerin içinde değişmeyen bir şey vardı: niyetim. Yeri geldi köyden getirdiğim fasulyenin çerini, çöpünü, taşını tek tek ayıkladım. O tencerenin içinde yalnızca yemek yoktu; sabır vardı, emek vardı. Soframı sıcak ekmeksiz bırakmamaya çalıştım. Hiçbir şey bulamadığım günlerde bile una su kattım, hamur yoğurdum, yine ekmek yaptım. Şimdi düşünüyorum da… belki de hayat bana o günlerde çok güzel bir şey öğre...
